Uzun çağlar önce, İsmir denen bir krallık vardı. Bu krallık, başındaki Erolus FAALUS adındaki haşmetli hükümdarları ile zaferden zafere koşuyorlardı. O kadar büyümüşler di ki, Olimpos dağındaki tanrılar bile bunların güçü karşısında kıskançlık duyuyorlardı. Bir gün tanrılar tanrısı Nejatus tarafından desteklenen Muratos, Cemus ve Ahmetisis adındaki canavarlar ve onların orduları bu büyük gücü durdurmak için Erolus'un ülkesine saldırdılar. Erolus ilk önce mağlup olsa da ülkesinden kaçıp Vikinglerin tanrısı Serhatin'e sığındı. Burada kendi gücü ve Serhatin'in yardımı ile büyük bir ordu oluşturdu. Fakat Nejatus, Erolus'un işini kökünden halletmesi için Sarpus adındaki yer altı tanrısının gücünü eski haline getirmeyi kafasına koymuştu. Bunu sağlamak için, dünyanın dört bir yanında bulunan Sarpus'un parçalarını bir araya getirmesi gerekmekteydi. Artık Erolus, varolma veya yok olma arasında bir yerde mücadele verecekti. Bu mücadele için dünyanın her tarafına dağılmış arkadaşlarını çağırdı.
Başta Mısır Kıralı Mirzak ve Keremyikst olmak üzere, Vikinglerden Candos ve Durulom, orduları ile birlikte Erolus'a destek verdiler. Artık iyilik ile kötülüğün savaşı başlamış oldu. Yüzyıllarca devam eden acı ve sürgün sonunda Erolus ile arkadaşları savaşı kazanmış, kötü tanrıları tepelemişti. Fakat krallığı tam huzura ermişken hakkın rahmetine kavuştu. Sonra mı ne oldu? İsmir'in başına en büyük oğlu Mertus Geçti. Ama tabi ki bu başka bir hikaye :)
Microsoft şirketinin bir gün şaşırıp Windows 28349 yapacağı yerde Age of Empires gibi mükemmel bir oyun yapacağı hiç aklımıza gelmemişti o yıl! Fakat o muhteşem oyunla müşerref olunca ne iyi yaptıklarını anlamıştım. İşte o gün bazı şeylerin değişeceğini fark etmiştim. Artık bu gezegen normal değildi! Çünkü hayatım binlerce yıl geriye gitmişti. Artık nedense hep bronz çağına geçmek veya düşman donanmasını batırmak istiyordum. Belki bunu yapmak pek bir işime yaramayacaktı ama karşımdaki düşmanı tepelemek benim için çok önemliydi. Sonra Rise of Rome, Age Of Kings, The Conquerors derken sonunda adamlar işin içine biraz büyü müyü katalım demişler. Tabi bunun için büyücü Ayşe teyzeye koşacak değiller. O bakımdan çeşitli mitolojileri inceleyip üç ırk koymuşlar. Bunlar Yunanlılar, Mısırlılar ve Vikingler.
Bildiğiniz gibi Age of ... serisinin bu oyunu çok tartışıldı. Yok güzel olur mu? Yok mitoloji oyunu mahveder falan gibi. Oyunla müşerref olmadan önce benim de çok fazla kuşkum vardı. Çünkü ben asla frp, magic falan türü şeylerden hoşlanmam, bilakis nefret ederim. Fakat Oyunun başında "Age Of" olduğu için aklıma Age of Empires ile geçirdiğim eforlu ve eğlenceli dakikalar geliyordu. Ne yapalım işte denemeye değer dedik ve aldık bir kere. Betalardan sıyrılıp tam sürümünü ele geçirince hemen ilk izlenimlerim değişti. Mitoloji senaryolarını ve tanrıları oyuna o kadar güzel adapte etmişler ki, benim gibi bu türden nefret edenler bile bu oyundan kolay kolay kurtulamazlar. (Tövbe tövbe! Tanrı birdir be kardeşim bu ne ya! :)
Aklınızdaki ilk soruyu tahmin edebiliyorum. Bu oyun kardeşleri ile uyum içinde mi yoksa mitoloji ve tanrılar derken çok mu uçlaşmış? İkisi birden. Oyunda o eski hoş tarz var. Fakat oyundaki çoğu özellik yeniden yapılandırılmış. İlk önce ırklar konusundan bahsetmek istiyorum. Yukarıda belirttiğim gibi üç ırk var. Tabi alt çeşitleri ile birlikte 9 ırk oluyorlar. Her 3 ırkın ayrı ayrı tanrı seçimleri var. Böylece oyununuzun gidişatını etkileyebilecek özellikleri, kritik tanrıları seçerek etkileyebiliyorsunuz. Bazı tanrılar savaş alanında etkili iken, bazıları ekonominiz için etkili oluyor. Ama burada yine en sevdiğim özellik, bu üç ırkın (Yunanlılar, Mısırlılar ve Vikingler) oyun içindeki özelliklerinin en uç noktasına göre değişiyor oluşu. Örnek isterseniz hemen vereyim. Mısırlıların odun, altın toplama binaları ayrı ayrı. Fakat Yunanlılarda her ikisinin işlevini tek bir bina görüyor. Ama Vikinglerin durumu biraz daha farklı. Elemanlar
Mitoloji de, diğer Age Of... 'lar gibi Oynanıştan bahsedelim biraz. Her şey eski seriler ile uyumlu durumda. Tabi gelen yeni özellikler Oyundaki üniteler de çok güzel tasarlanmış. Sayısı ne çok az, ne de çok fazla. Çok iyi dengelenmiş. Ayrıca, oyundaki geliştirilmiş sistem ile bir bina veya ünitenize sağ tıkladığınızda o çeşit ile ilgili kallavi bilgi alabiliyorsunuz. Özelliklerini, yükseltme ve takviyelerini, hangi çeşitlere göre zayıf ve kuvvetli olduklarını buralardan öğrenip kendinize göre strateji belirleyebiliyorsunuz. Böylece net net gezerek milleti soru manyağı yapmamış oluyorsunuz. Tabi bunları anlamak için hafif tarzanca bir İngilizce gerekiyor. Ayrıca her ırkın aynı işlevler için daha çeşitli birimleri var. Mesela Yunanlılar ve Mısırlılar'da her türlü ekonomik veya inşa olayları köylüleriniz tarafından yapılırken Vikingler'de köylüler 2 çeşit ve bina yapamıyorlar. Onun yerine askeri birimler bina yapabiliyor. Ne kadar garip değil mi? |
Oyundaki askeri birimler temel olarak 2'ye ayrılıyorlar. İnsanlar ve mitolojik hayvanlar. Yine her ırkın, daha doğrusu her tanrının hayvanı farklı oluyor. Benim en sevdiğim yaratık, Hera'nın Medusa'sı oldu. Çünkü düşmanı taşa çevirebiliyor. İşte bunun gibi çeşitli özelliklerde yaratıklarınız oluyor. Her ırkın birbiri ile farklılığının en belirgin kısmını askeri birimler oluşturuyor zaten. Her ırk kendi alanında 3'e ayrılıyor demiştik. Bu 3 kol da birbiri ile ortak üniteler var fakat, kendisine özgü birimleri de var. Böylece oyun daha da dallanıp budaklanmış oluyor.
Oyunun klasik Age Of... oynanışışına fazla bir şey eklenmemiş. Bunda da diğerleri gibi bir üstünlük mücadelesi var. Kaynakları topluyor, kendinizi geliştiriyor ve saldırıyorsunuz. Oyun 4 çağdan oluşuyor. (Yukarıda belirttiğim gibi her çağda bir büyü veriliyor). Bizim amacımız her zamanki gibi düşmanımızı hazırlıksız yakalamak. Tabi ilerlemek için kaynak toplamak şart. Kaynaklar eski bilindiği gibi, odunlar ağaçlardan, altın madenlerden alınıyor. Yiyecek için ise balık, tarla, vahşi veya evcil hayvanlar kullanabiliyorsunuz. Oyunda Taş denen bir kaynak yok, ama onun yerine büyü gücü eklenmiş. Büyü güçleri, Yunanlılarda tapınarak, Mısırlılarda heykel yaparak ve Vikinglerde savaşarak kazanılıyor :) Irklar tanrılarına yaranarak büyü gücü alıp gelişebiliyorlar. Tanrıların verdiği bazı avantajları işte böyle kullanabiliyoruz.
Peki iyi hoş anlatıyorum da bunların grafikleri nasıl? Mükemmel! Tam bir harika. Aslında Warcraft 3'ün grafiklerine baya bir benziyor. Hele özel efektleri muhteşem. Denizin dibini veya yeryüzüne düşen meteorun izini bu kadar harika gösterebilen diğer bir oyun bulamam herhalde. Eğer yazıcım olsaydı, oyunun bazı bölümlerini yazdırır odama tablo diye asardım. Çünkü bu oyunda insanın gözü resmen grafik görüyor. Gerçek bir sanat abidesi gibi çıkıyor karşımıza. Ensemble Stüdyolarındaki arkadaşları tebrik etmek isterim bu güzel grafikler için. Ayrıca güzel bir zoom sistemi var. Haritayı zoomlayıp çevirebiliyorsunuz. Böylece isterseniz tepeden oynuyorsunuz, isterseniz savaş alanlarının dibine inip her şeyi yakın çekim görebiliyorsunuz. Oyun içi demolar da oyunun aktif grafiğinden alınmış. Bu yüzden hareketliler biraz biblo gibi duruyor ama bu özellikte insanın gözüne hoş geliyor.
Sesleri de grafikleri ile tam bir uyum içinde. Gerçek hayatta çıkması gereken her türlü ses, harita içindekilerde çıkıyor. Ve bir Age Of... klasiği olan oyun içi arka plan müziği yine beni mahvediyor. Oyunun her tarafında çok güzel müzikler var. Artık, Ensemble'deki arkadaşların Picasso ve Beethoven'la akrabalığı olduğundan adım gibi eminim. Başka türlü bunları açıklayamayız.
Sıra geldi herkesin okumadan atladığı bölüme. Oyun, kutusunda P2 300 ve 64 MB Ram altında çalışmam diyor. Ama siz tabi ki bunu ciddiye almıyorsunuz. Çünkü bunların en az 2 katı bir sistem ve beraberinde en az 16 MB'lık bir ekran kartı ile bunu çalıştırmazsanız yukarıda belirttiğim özelliklerden mahrum kalırsınız bilmiş olun.
İlk düşüncesi oyuna mitoloji falan karışınca saçma sapan bir şey olacağına inanan ben, bu düşüncemi yalıyorum ve mutlaka alınması ve oynanması gereken bir oyun diyorum. Bu özellikle benim gibi frp ve magic türünden nefret edenler için geçerli. Büyü müyü beni bozar demiştim fakat bu oyun beni fena halde nakavt etti. Ve geleceği görebiliyorum, (hayırdır inşallah) bu oyun çok fazla saracak; tıpkı kardeşleri gibi.